| REHBERLİK |
|
Çocukta Olumlu Davranışlar Geliştirmek Gerçekçi beklentiler, karşılıklı anlayış, teşvik, iletişim becerileri- küçük çocuklarda işbirliği ve sorumluluğun geliştirilmesi için bir temel oluştururlar. Bu temeli oluştururken aileler etkili disiplin yöntemleri uygulayabilirler. Disiplin, bazı yetişkinler için ceza ile aynı anlamı taşır. Fakat disiplin, çocuğa başkaları ile işbirliği yapmasını, kendi davranışlarını kontrol etmesini, iç denetim geliştirmesini öğretir. Disiplin olumlu davranışların pekiştirilmesi ve olumsuz davranışların ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Çocuklarda bu olumlu davranışların geliştirilmesi ve pekiştirilmesi için ailelerin yapabilecekleri çok şey vardır: Yaşın Gelişimsel Özelliklerini Bilmek Çocuğun içinde bulunduğu dönemin gelişimsel özelliklerini bilerek beklentiler oluşturmak ve bu doğrultuda çocuğu desteklemek gerekir. Örneğin, üç yaşına kadar çocuklar başkaları ile uyumlu bir şekilde oynayamazlar. Anne babalar 2 yaşındaki çocuklarını başka çocuklar ile oynamaları için bir ortam yaratmaya çalışırlarsa hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü çocukları bekledikleri uygun davranışı göstermeyebilir. Aynı şekilde iki yaşında bir çocuk ile yemeğe gidildiğinde onun uzun süre yerinde oturmayacağı bilinmeli. Anne baba olarak böyle bir beklentiye girmek aynı şekilde hayal kırıklıklarına ve gerginliklere sebep verebilir. Çünkü bu iki durumda da tanımlanan davranışalar, çocuğun içinde bulunduğu yaş döneminden beklenilmeyecek becerilerdir. Bu sebeple gelişimini desteklemeye yönelik, gelişimsel özelliklerin takip edilmesi edilmesi ve buna oygun ortamların hazırlanması gereklidir. Çocuklar yetişkinler gibi düşünmezler. Çocuklarının davranışlarını kendi standartları ile değerlendirmeye kalkışan yetişkinler zor anlar yaşayabilirler. Örneğin, iki yaşında topunun arkasından sokağa fırlayan bir çocuk veya dört yaşında ‘ödünç aldım’ diyerek arkadaşının evinden sormadan oyuncak getiren çocuğu bir yetişkinin anlaması zor olabilir. Çocukların farklı düşündükleri kabul edilmeli. Bu farklı düşünme tarzı gelişime bağlı olarak farklılıklar ve gelişim gösterir. Örneğin, 66-72 ayda çocuklar karmaşık neden- sonuç ilişkilerini kurabilirler. Aileler çocuklarının davranışlarının nedenlerini anlamaya çalışırlarsa, oluşan olumsuz bir davranışı değiştirmek için ne yapabileceklerini çok daha kolay bulabilirler. Örneğin çocuk yemek yemiyorsa belki çok yorgundur, belki hastalanmak üzeredir veya başka bir sıkıntısı vardır. Önemli olan böyle bir durumda çocuğa ulaşılmasıdır. Her davranışın mutlaka geçerli bir nedeni olmayabilir, ancak eğer çocuğun yaptığı olumsuz davranışın çocuğa göre geçerli bir sebebi varsa, bunu bilmek çocuğa daha anlayışla yaklaşılmasını sağlayabilir. Çocukların davranışlarının bir veya birçok nedeni olabilir. Çocukların kendilerini ifade etme becerisi geliştikçe davranışın nedenini, çocukla birlikte bulup düzeltmeye çalışmak veya desteklemek önemlidir. Anne baba çocuğun davranışının nedenine kendi karar vermemeli, nedeni çocuktan da öğrenmelidir. Ailenin düşündüğü neden çocuk için geçerli olmayabilir. Örneğin, gece yalnız yatmak istemeyen çocuğun kapris yaptığını düşünen anne aslında çocuğun korktuğunu gözden kaçırabilir. Çoğu olumsuzlukların üstesinden gelmek için önemlidir. Örneğin, bir anne acelesi olup evden bir an önce çıkmak, çocuğu da oyuncakları ile oynamaya devam etmek istiyor olabilir. Çocuk aniden kaldırılıp götürülürse, annesine zorluk çıkartabilir. Onun isteği oyuncakları ile oynamaktır. Anne çocuğunun yanına gidip, gitme nedenlerini açıklayıp, oyuncaklara çocuğu ile birlikte veda ederse çocuk daha az tepki gösterecektir. Aileler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler. Fakat anne baba olmak, çocuk için güvenilen bir kişi olmayı beraberinde getirmez. Güven duygusu bebeklikten itibaren ihtiyaçların düzenli karşılanması ile gelişir. Çocuğa sıcaklık/sevgi göstererek, tutarlı davranarak ve ona karşı adil olarak gelişecektir. Anne babasına güvenen bir çocuk, kendisine sınırlar koyulurken onlara güvenecek ve dediklerini korkmadan yapacaktır. Çocukla ilişkide tutarlı olmak çok önemlidir. Tutarlı davranıldığında hep aynı davranışa aynı tepki verilir. Belli bir davranışın kimi zaman hoş görülmesi kimi zaman da aynı davranış yüzünden ceza alınması çocukta çelişkiler yaratabilir. Yaptığı davranışın doğru mu, yanlış mı olduğunu kavrayamaz. Anne babalar istenmeyen davranışlara tepkilerinde zaman zaman farklı, tutarsız davranabilirler. Örneğin, bazen aynı davranış karşısında daha hoşgörülü, bazen ise daha sabırsız ve sert olabilirler. Farklı davranmanın birçok sebebi olabilir. Ebevynin tavrını bazen davranışın nerede olduğu, o günkü ruh hali, çocuğun yaşı, kişiliği, kendilerine benzeyen/benzemeyen yönleri etkileyebilir. Örneğin, çocuk evde yemeğini döktüğünde kızılmıyor ama misafirlikte dökerse kızılabilir. Yani ortamın farklılığı anne babanın davranışını değiştirebiliyor. Anne keyifli olduğunda çocuğun evi dağıtmasını hoşgörebilir, sinirli olunduğunda ise kızılabilir. Anne babanın ruh hali çocuğa karşı davranışı etkiliyebiliyor. Anne baba arasındaki eğitim görüşlerindeki tutarlılık yani kullanılan yöntemlerde aynı dilin konuşulması önemlidir. Örneğin, bir davranış anne tarafından kabul edilemezken baba tarafından kabul ediliyorsa, çocuk kendi içinde çatışmalar yaşayabilir. Anne babanın çocuğa karşı tutarlı tepki ve davranışları, çocuğun olumlu davranışlar geliştirmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, aile içindeki kurallar kendisine nedenleriyle aktarıldığı ve kuralları uygularken anne-baba tutarlı olduğu zaman çocuk da kurallara daha kolay uyacaktır. Aynı zamanda çocuğun iç denetim geliştirmesi de desteklenecektir. Sınırlar/kurallar, içgüdüleri kendilerini araştırmaya iten çocukların zarar görmemeleri için çok önemlidir. Örneğin, karşıdan karşıya geçerken el tutmak istemeyen bir çocuk için kuralı kesin koymak gerekir. Sınırlar olmadan çocuklar için etraflarındaki dünya çok korkutucu olabilir. Koyulan sınırların/kuralların çocuğa açıklanması gerekir. Bazı aileler çocuklarına engel olmayı veya üzmeyi istemedikleri için sınırlar, kurallar koyamazlar. Fakat çocuklar hayatlarında engeller olmazsa öğrenemezler. Tabii ki bu sınırların sayısı ve tutarlılığı çok önemlidir. Çocuklar kurallardan hoşlanırlar ve uygulamayı bilirler. Bazen bir kuralı uygulamak durumunda olduklarında sadece tekrar duymak için kuralı sesli tekrar ederler. Sınırları zorlamayı deneyerek, koyulan sınırların ve anne babalarının güvenilirliğini denerler. Sınır koymak, çocuklara hayatta “evet” ve “hayır” ların olduğunu öğretir. Önemli olan bu “hayır” ve “evet” leri birer öğrenme deneyimine dönüştürmektir. Çocuğun çocuğun kedinin kuyruğunu çekmesine izin verilmez ama ona kedilerin nasıl sevilmeleri gerektiği öğretilebilir. Çocuklar çok iyi birer gözlemcidir ve hayatlarında tanıdıkları ilk kişiler aileleridir. Bir video kamera gibi tüm davranışlarını kayıt ederler. Ailelerin bunun farkında olmaları gerekir. Çocuktan yapması beklenen davranışları anne babanın kendi davranışlarıyla örnek olması işi kolaylaştıracaktır. Her evin düzeni ve düzen anlayışı kendine aittir. Ancak bu düzeni sağlayacak kural veya yasakların inandırıcı olması için annenin/babanın da onlara uyması gerekir. Örnek olmak çocuktan istenilen davranışların gerçekleşmesi için bir yoldur. Yetişkinler kendi hayatlarındaki sınırlar ile baş etmede çocuklara örnek olurlar. Örneğin kırmızıda durmak- bir kural, bir sınır ise ışıkta durmaları ile çocuklarına örnek olacaklardır. Küçük yaşlardan itibaren çocuğun olumlu davranışlarını takdir etmek hem çocuğu mutlu edecek hem de bu olumlu davranışlarını tekrar etmesini sağlayacaktır. Yaşı için yeni olan bir davranışı deneyip başarabilen çocuk kendisiyle gurur duyar. En çok önem verdiği ve sevdiği kişiler olan anne ve babasının bu başarıyı farketmesi ise çocuğa ayrı bir sevinç verecektir. Takdir ederken; Çocuğa hangi davranışının olumlu olduğunu açıkça belirterek takdir etmek gereklidir. Çocuk okuldan döndüğünde üstünden çıkardıklarını toplayıp yerine yerleştirdiyse “Üstünden çıkarttıklarını topladığın için çok mutlu oldum” denebilir. Önemli olan çocuğu övmek değil yaptığı davranışı takdir etmektir. Yani takdir kişiliğe yönelik değil çaba, beceri ve davranış üzerine olmalıdır. Anne baba çok sevindiklerini üzgün veya ifadesiz bir yüzle söylerseniz hiç bir etkisi olmayacaktır. Duyguları ifade ederken içten ve candan bir tavır içinde olunmalıdır. Çoğu zaman her takdir cümlesinin sonuna daha etkili olmasını düşünerek “İşte hep böyle olmalısın” deriz. Ne dersiniz bu takdir çocuğun boğazına dizilmez mi? Bize “Yemek çok güzel olmuş, hep böyle yap” deseler hoşumuza gider mi? Takdir ve teşviğin etkili olabilmesi için sadece beğenilen hareketten söz etmek gerekir. Genellikle çocuklar herhangi bir konuda takdir edildiklerinde, kabul gördüklerinde bundan o kadar hoşlanırlar ki başka konularda da takdir edilmek için bir çabaya girerler. Bu da çoğu zaman onları diğer davranışlarını düzeltmeye yönlendirir. Yaptığı davranışlar nedeniyle takdir edilen çocuk kendiyle gurur duyacağı için kendine güveni gelişecektir. Kendine güvenli olmak tüm konularda da başarılı olmasını sağlayacaktır. Tutarlı davrandığımızda çocuk ailesine ve ortama güven duyacaktır. Kendine ve başkalarına güvenen, duyarlı bir kişi olacaktır. Çocuğa seçenek sunmak kabul edilmeyen davranışın yerine, yapabileceği, kabul edilir bir veya birkaç davranışı göstermektir. Yani sadece yapma demek yerine yapmasını beklenen davranışlar arasından seçim yapabilmesi için yol göstermektir. Örneğin; Misafir geldiğinde sürekli ortalarda dolaşıp annesini rahatsız eden çocuğa “Misafir geldiği zaman ortalıkta dolaşmanı istemiyorum. Sen dolaştığında biz konuşamıyoruz. Hem gelenler hem de ben rahatsız oluyorum. Misafir geldiğinde ister odanda/içerde otur oyna, istersen köşeye bir yastık koyalım yanımızda yerde oyna.” denilebilir. Burada çocuğa o davranışı neden istemediği açıkladıktan sonra, o davranış yerine kabul edilen iki davranış arasından bir seçim yapması istenir. Seçim çocuğun kendisine ait olunca, seçtiği çözümün sorumluluğunu da yüklenmiş oluyor. Çocuk üzerinde etkili olabilmek için tüm bunları söylerken kullanılacak ses tonunun sakin ancak kesin olması gereklidir. Aksi takdirde çocukla inatlaşma söz konusu olabilir. Ayrıca sunulan davranışlardan birinin çocuk için cazip olması ailenin işini daha da kolaylaştıracaktır. Anne baba çocuğun hangi davranışları yapmasını istemediğini belirleyip bunu çocuğa açıkça anlatması gerekir. Bunu yapabilmek için ailenin hangi davranışları kabul edip hangilerini etmeyeceğini bilmesi önemlidir. Çocuktan beklentiler, davranış yaşanmadan önce açıklamak gerekir. Böylece anne babanın önleyici açıklamaları sayesinde pek çok istenmeyen davranış daha ortaya çıkmadan önlenmiş olacaktır. Çocuktan beklentilerin neler olabileceğini açıklamak, çocuğu gereksiz yere azarlanmaktan korur. Örneğin: “Akşam vaktinde yatmak lazım” gibi beklentimizi açık olmayan bir şekilde ifade etmek yerine “Akşam saat 9’da yatmanı istiyorum” diyebiliriz. Önleyici açıklamayı yaparken kullanılan ses tonu, kararlılık ve istenmemesinin nedenini açıklamak çocuk üzerinde etkili olabilmek açısından çok önemlidir. Aileler çocukları olumsuz, kendilerini rahatsız eden veya değiştirmek istedikleri bir davranış yaptıklarında, doğru buldukları ya da kendi ailelerinden gördükleri disiplin yöntemlerini uygulamaya çalışırlar. Bu yöntemlerden bazıları, “olumsuz yöntemler” diye adlandırılır bu yöntemlerin çocuklar üzerinde kalıcı zararlı etkileri vardır. Anne babanın kendi aile değerleri ve çevrelerinden gördükleri, uygulanan yöntemleri belirleyebilmekte. Hatta toplumda kabul gören ve atasözlere geçen bazı tutum ve davranışlar da çocuk yetiştirme yöntemlerini belirleyebilmekte. Örneğin,“Dayak cennetten çıkmadır”, “Eti senin kemiği benim”, “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Evde katı bir disiplin olması şart, yoksa insanın tepesine çıkarlar”, “Çocuk babadan korkmalı” “Dizginler ana babanın elinde olmalıdır” gibi. Bu geleneksel davranışlar toplumda da kabul gördüğü için, bazı anne babalar tarafından baskıcı yöntem olarak kullanılmaktadır. Oysa ki baskıcı bir yöntemle çocuk yetiştirilen ortamlarda, çocuğa hiçbir özgürlük tanınmaz ve “katı bir düzen” uygulanır. Genelde bu düzende ceza ön plandadır ve kararlar yetişkin tarafından alınır. Nedeni açıklanmayan kurallara çocuğun uyması beklenir. Bu tip disiplin şekilleri çocuğa kızgınlık, karşı koyma, güvensizlik, suçluluk gibi olumsuz duygular yaşatabilir. Olumsuz diğer bir yöntem de baskıcı yöntemin tam tersi aşırı hoşgörü yöntemidir. Bu yöntemin geçerli olduğu ortamlarda çocuğun yaptığı her şey hoşgörülür. Anne baba, çocuk ne isterse ve ne yaparsa kabul eder. Bu ortamlarda genelde evde sorun yok gibi gözükse de çocukların bitmek bilmeyen istekleri anne babanın dayanma sınırlarını zorlayabilir ve bu sonsuz hoşgörü ortamı sert cezaların uygulandığı bir ortama dönüşebilir. Bu durumda hem aşırı hoşgörü hem de sert cezalar birlikte kullanıldığı için çocuk tutarsızlık yaşar. Çocuk yaptıkları onaylanıyor mu yoksa onaylanmıyor mu anlayamaz. Örneğin, çocuk uzun bir müddet evde top oynmasına izin verilir daha sonra aynı şeyi yaptığında bunalan anne-baba ceza verebilir. Dayak ve Fiziksel Cezalar Vücudun el ayak veya diğer yerlerine vurmak, tartaklamak, kulak çekmek, bir fiske atmak, çimdiklemek dayak veya fiziksel cezalardır. Dayak ve Fiziksel Cezaların Etkileri: Fiziksel olarak canı yanar. Çocuk en sevdiği, en değer verdiği kişiden dayak yediği için çok üzülür. Kendisine ve çevresine karşı güveni sarsılabilir. Her hatalı davranış karşısında dayak yiyebileceğini düşünen korkabilir, ürkek ve pısırık olabilir. Sorunlarını konuşarak halletmeyi bilmediği için bir problemle karşılaşınca o da şiddete başvurabilir, saldırgan olabilir. Kendinden küçük veya aciz kişilere aynı yöntemi kullanabilir. Yaptığı yanlış davranış karşılığında dayak yediğinde kendini ödeşmiş sayar ve kendinde yeniden o davranışı tekrarlamaya hak görür. Dayak yememek için yalan söyleyebilir. Duygusal Cezalar Bazen çocuğun istenmeyen davranışları, dayak atmadan sözle hor görmek, sevgiyi esirgemek, azarlamak, korkutmak, tehdit etmek, alay etmek, küçümsemek, eleştirmek gibi kırıcı hareketlerle engellemeye, değiştirmeye çalışabilir. Bunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen duygusal cezalardır.
Çocuklar sürekli bu gibi sözleri işittiklerinde “Ben hiç bir şey beceremiyorum.” düşüncesi ile kendilerine güvenleri sarsılabilir, KAYNAK: http://www.7cokgec.org/cocukta_olumlu_davranislar_gelistirmek.php |